top of page

KURAN'A GÖRE HZ MERYEM HZ HARUN'UN KIZ KARDEŞİ, İMRAN'IN DA KIZI MI?

  • 2 saat önce
  • 3 dakikada okunur

Kur’an’ın (haşa) hatasız olmadığını, Meryem ile Harun ve Meryem ile İmran arasındaki zaman diliminin çok uzak olması nedeniyle Kur’an’da tarihsel bir hata olduğunu iddia eden oryantalistlerle onların etkisine girmiş olan bazılarına bu konunun açıklamasının yapılması gerekiyor.  

 

Konuyla ilgili ayetlerde Yüce Allah şöyle buyurur: “Ey Harun’un kız kardeşi! Baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz değildi.” (Meryem, 28)

 

Diğer bir ayette de: "Allah, İmran'ın kızı Meryem'i de misal verir." (Tahrim, 12)

 

Neden İsrailoğulları Hz. Meryem'i özellikle "Harun’un kız kardeşi" olarak nitelendirdi? Oysa o dönemde onlar için en bilindik isim Musa idi?

 

"Kız kardeş/Erkek kardeş" (Ehi/Uhti) kelimesinin Kur’an'da iki anlamı vardır: Birincisi: Soy ve doğum birliği anlamındaki kardeşlik; İkincisi: İnanç, davranış ve amaç birliğini kapsayan geniş anlamdaki kardeşlik. Bu ikisini birbirinden ayırt etmek gerekir.

 

Soy birlikteliği anlamında kardeş kelimesi Kuranda çok yerde geçer. Örneğin Hz. Yusuf'un kardeşleri (ihvetü Yusuf), Musa'nın kardeşi (Ehi) Harun...

 

Aşağıdaki bazı ayetlerde de kardeş kelimesinin soy anlamının dışında kullanıldığını görüyoruz:

 

"O gün kişi kardeşinden (Ehi) kaçar." (Abese,34)

 

Bu ayette mahşer günü insanın kardeşinden kaçması anlatılmış, buradaki kardeşlik soy kardeşliğiyse kardeşi olmayan kimden kaçacak? Demek ki burada kardeş ifadesi aynı düşünceyi paylaşanlar anlamında kullanılmış. 

 

"Onlara gösterdiğimiz her bir ayet, kardeşinden (diğerinden/Uhti) daha büyüktü." (Zuhruf, 48)

 Bu ayette de Uhti (kardeş)kelimesi aynı amaç doğrultusunda gelen ayetler anlamındadır.

 

"Ad kavmininın kardeşini (Ehi) an." (Ahkaf, 21)

 

Yine bu ayette de Hud peygamber Ad kavminin kardeşi olarak anılır. Burada Hud'un kavmin soy anlamında kardeşi olmadığı açıktır.

 

Kurandaki bu örneklerden sonra konumuzun ilgili ayetin tarihsel bağlamına dönersek. Hz Meryem'e Harun'un kızkardeşi denilmesinin aslında Hristiyan kültüründe yerleşmiş bir anlayış olduğunu görürüz. Bugün Hristiyanlar Rahiplere Baba(Father/Peder), Rahibelere de Kızkardeş (Sister) derler. 

 

Hz İsa'nın İncil'de Yüce Allah'a birçok yerde "Rab Baba" diye dua ettiğini görürüz. Mesela: "Göklerdeki Babamız"(Matta 6:9)

 

Aynı şekilde Tevrat'ın birçok yerinde ve Mezmurlar'da da bu ifade tarzları vardır:

"Yüceler Yücesi'nin oğullarısınız hepiniz!" (Mezmurlar 82:6)

 

Bu durumda anlaşılıyor ki Kuran'ın Meryem'i Harun'un kız kardeşi ve İmran'ın kızı olarak ifade etmesi Tevrat ve İncil geleneğini takip ederek kullanılan bir mecazi anlatımdır.

 

Kur’an, Harun’un Musa’nın "anne bir" kardeşi olduğunu beyan eder:

(Hârûn)Ey anamın oğlu! dedi, sakalımı, başımı çekme! Doğrusu ben senin: Sözümü dinlemedin de İsrâiloğulları arasına ayrılık soktun! demenden korktum.” (Taha 94)

 

Bu ayetten anlaşılıyor ki, Yahudilerde soy babaya değil, anneye dayanıyordu. Soyun babanın sulbünden değil, annenin rahminden geldiği ilkesinden yola çıktığımızda; anne bir olduğu sürece meşru çocuk ile gayrimeşru çocuk (statü olarak) eşitlenir. Bu durum Musa’dan önce İsrailoğulları arasında yaygındı. 

 

"Gerçekten Firavun, ülkesinde azmış ve halkını çeşitli sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir grubu eziyor, oğullarını öldürüyor, kadınlarını utanç (istihya) verici duruma düşürmek için (sağ) bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardan idi." (Kasas, 4)

 

İstihya, tecavüzdür, zina değildir. Kadının rızası ve talebi olmaksızın gerçekleşen cinsel saldırıdır. Zina ise her iki tarafın rızasıyla olur. Firavun ailesi erkek çocukları öldürüyor, kız çocuklarını ise büyüyüp kadın olduklarında "istihya" etmek (tecavüz etmek/kullanmak) için sağ bırakıyorlardı. Bu durum çağlar boyu devam etmiştir. Bu insanlar, hiçbir suçlarının olmadığı bir ortamda dünyaya gelmişlerdir. 

Buradan hareketle şu sonucu çıkarabiliriz: Musa’nın annesi, Firavun hanedanından birinin "istihya" (utanç duruma düşürme/kadınları sağ bırakıp kullanma/tecavüz) eylemine maruz kalmış ve Harun bu olay neticesinde dünyaya gelmiştir. 

 

Peygamberler de insandır ve içlerinden birinin (Harun) aynı durumda olması, onun Allah katındaki kadrini ve seçilmişliğini değiştirmez.

"Andolsun ki onların kıssalarında akıl sahipleri için ibretler vardır." (Yusuf, 111)

 

Bu utanç verici durumu değiştirmek, İsrailoğullarını kölelikten kurtarmak için Yüce Allah, Hz Musa'yı göndermiştir.

 

Musa aynı annenin bir İsrailli adamdan olan oğludur. Köleleştirilmiş İsrailoğulları kendi kimliklerini korumak için gizlice kendi arasında nikahlanarak soylarını devam ettirmek istemiş olmalılar. Çünkü annesi Musa'nın öldürülmesinden korkup o zaman hayatta olan Harun için korkmadığı görülüyor. Bazı rivayetler her ne kadar o yıl doğan çocukların öldürleceğinden bahsetmiş olsa da Kutsal kitaplar ışığında konunun yukarıdaki izaha göre olabileceğini düşünmekteyiz. Doğrusunu Allah bilir.

 

İşte tam olarak bu durum, Meryem ve oğlu'nun (İsa Mesih), kavminin yanına kucağında çocukla geldiği gün de yaşanmıştır. Kavmi onun evlenmemiş, tertemiz bir bakire olduğunu biliyordu. Onu o halde görünce akıllarına gelen ilk şey; kucağında Harun’u taşıyan Musa’nın annesinin durumu oldu. Ona "Ey Harun’un kız kardeşi" demelerinin sebebi budur. Yani: "Senin durumun, Harun’un annesinin durumuna benziyor" demek istediler.

 

Onların "Baban kötü bir adam (kadınlara tecavüz eden biri) değildi, annen de iffetsiz (zina yapan biri) değildi" sözlerinin hikmeti budur. Yani İsa’nın (haşa) bir tecavüz veya zina sonucu dünyaya geldiğini zannettiler.

 


Yorumlar


bottom of page